reklam
reklam
DOLAR47,5574% 0.18
EURO54,8602% 0.06
STERLIN64,2310% 0.41
FRANG58,9165% -0.11
ALTIN6.175,37% -1,31
BITCOIN63.076,240.764

Cevher: Tulumla türkü söylemek istiyorum

Yayınlanma Tarihi : Google News
Cevher: Tulumla türkü söylemek istiyorum

Arabesk ve pop şarkılarına kattığı farklı ve özgün yorumlarıyla dikkat çeken şarkıcı Cevher Cevher, Bir Karadeniz çocuğu olarak, kemençeli şarkıları çok sevdiğini ve tulumla türkü söylemeyi çok istediğini söyledi.

Röportaj: Halil Düzenli

-Cevher Hanım sizi tanıyabilir miyiz?

Ankara’ da doğdum, Trabzon’ lu bir ailenin ilk çocuğuyum. Yaklaşık 20 yıldır İstanbul’ da yaşıyorum.

Müziğe 17 yaşımda musikiyle başladım, yine aynı dönemlerde Ankara’ da Kültür Bakanlığı Türk Halk Müziği Korosunda solistlik yapıyordum. İstanbul’ a geldiğimde ilk iş Üsküdar Musiki Cemiyeti’ ne başladım, sonraki yıllarda İTÜ Batı Müziği Solfeji eğitimi aldım. Değişik müzik türlerinde aldığım eğitimler sonucu oluştu aslında müzik kimliğim, her birinden bağımsız ama her birini içinde barındıran bir yorum çıkıyor bence

-Müziğe olan ilginiz nasıl başladı ve yeteneğinizi ilk kim keşfetti? Arabeski bu kadar duygulu okumanızın özel bir sebebi var mı?

Çocukluğumdan beri evde kendime konserler verirdim ben, bebeklerimi seyirci yapar, kendimce kostümler yaparak sahneye çıkardım aslında. Yan binamızda oturan ilkokul öğretmenim farketti aslında ilk ve beni 5. Sınıf mezuniyet balomuzda sahneye davet ettirdi. Tabi ben çok şaşkınım, kendi kendime yaşadığım dünyam artık başkalarının huzurunda 🙂 alkış kıyamet ıslık, haliyle çok hoşuma gitti bu takdir ve beğeni, zaten en büyük tutkumdu müzik, bu sahne sonrasında daha da iştahlandım, artık kendi başıma değildim, herkesin hadi bi şarkı söylesene dediği, müzikle ilgili bir konuda akla ilk gelen,danışılan insan olmuştum.

-Türkiye sizi Rising Star yarışması ile tanıdı. Ancak sizin öncesinde de bir müzik geçmişiniz var. Neden bu kadar geç fark edildiniz?

Evet aslında yıllardır müzik yapıyorum ama ekranın etkisini yaşadım o yarışma sayesinde, uzun zamanlı bir ara vermiştim ve yarışma başvurularını görünce hadi bir anı olsun hayatımda dedim. Ertesi gün tüm basın beni yazıyordu övgü dolu sözlerle, uzunca bir zamandır ayrı kalmış biri olarak, inanılmaz güç buldum açıkçası.

Kendi YouTube kanalım için 7-8 tane arabesk şarkı coverladım, 1-2 ay içinde kendimi sosyal medyaların keşfetlerinde görmeye başladım, YouTube izlenmelerim milyonları bulmuştu. İnsanlar, kendinden geçe geçe şarkı söyleyen bu kadını merak etti ve ciddi bir takipçi kitlesine ulaştım. Dijital ortam aslında buluşturdu bizi, insanların evlerine, sofralarına, dertlerine ortak oldum şarkılarla, onlar paylaştıkça, anlattıkça büyüdük biz ve mevzu bugünlere geldi

-En son söylediğiniz ‘Der gibi’yi hangi duygularla söylediniz? Bu şarkıları bu kadar duygulu okumanızın bir sebebi var mı?

Ben yapı olarak tutkulu bir insanım bence, elimin değdiği her şey de duygu en yüksek noktalara çıkıyor. Sevmediğim hiçbir şarkıyı okumam, okuyamam. Sözlerin büyüsüne kapılınca ister istemez derin bir ruh haline giriyorum. Gözlerimi kapadığım anda sanki başka bir alemdeyim, kendimden geçiyorum bence bu ruh halim geçiyor insanlara…Der Gibi sözü müziği bana ait şarkı, zaten duyguyu kaleme dökmüşüm, okurken kendimden geçmemem mümkün mü?

-Arabesk ve pop müzik ile gündemdesiniz. Bir röportajınızda rock’ta okurum diyorsunuz. Var mı yakında böyle bir proje?

Adımı atılmış bir proje olarak yok ama okuya da bilirim anlamında söylemiştim onu 🙂

Tek bir tarzın kalıbına sokmayı sevmiyorum müziği, güzel olan hissede bildiğim her tarzı söyleyebilirim

-Birlikte Sahneyi paylaşmak istediğiniz yada bir klipte düet yapmak istediğiniz bir isim var mı?

Tabi ki, çok isterim öyle projeler yapmayı. Mesela Sıla ile bir şarkı, Sezen Aksu, Yıldız Tilbe, Selami Şahin… gibi çok sevdiğim seslerle güzel projelerde olmak beni çok mutlu eder. Ben müziğin çok güzel bir birleştirici gücü olduğunu düşünüyorum ve hayatımda müzik adına hep hoş anılar güzel işler olsun istiyorum, dinleyicimin keyif alacağından emin olduğum her proje benim için çok kıymetli.

-Karadeniz müziği ile aranız nasıl? Sadece Karadeniz şarkılarının olduğu bir proje var mı aklınızda?

Bir Karadeniz çocuğu olarak, elbette büyürken bu kültürün içinde çokça şarkı dinledim. Ben en çok hareketli kemençeli olanları seviyorum 🙂 tabi çok güzel yanık türkülerimizde var, şive olarak ayak uyduramayabilirim açıkçası ama o ruhlu türkülerden söylemek, tulumla hele çok isterim.

Bir dönem nostalji fırtınası vardı. Sizden de arşivlik albüm çıkacak mı?

Benim coverladığım şarkıların en yenisi 20 yıllık zaten, eski şarkıların duygusu ruhu o kadar başka ki, söylediklerimden bir albüm, neden olmasın tabi, tek bir arşivde toplamak güzel fikir. Ama şöyle bir şey var, dinleyicim zaten kendine oluşturduğu play liste hepsini arşivlemiş, günümüz dünyasında işler dijital ortamlarda döndüğünden, albüm basmaya çokta gerek kalmıyor.

Sosyal medyayı çok başarılı kullanıyorsunuz. Youtubea yüklediğiniz şarkılarınız bir anda milyonların dikkatini çekti. Bu başarıyı bekliyor muydunuz?

Beklemiyordum ne yalan şöyleyim, yani bunu hiç düşünmemiştim. Sosyal medyanın ve dijital ortamların gücünün bu kadar büyük olduğunu bende yaşarken anladım. Ben içimden gelen ve gerçekten hissettiğim şeyleri yaptım, insanlar sevdi, dinledi, dinletti ve evet milyonları gördük.

-Sizi en çok ne heyecanlandırır?

Tabii ki de güzel projeler, büyük sahneler, yaptığım yeni şarkılar, onları insanlara sunma anım, sonrasındaki tepkiler…

Bu süreçler hem stresli hem çok keyiflidir benim için, işimle ilgili her şey heyecanlandırıyor beni.

-Kaç yıldır profesyonel olarak müzik dünyasının içerisindesiniz? Şu ana kadar kaç ilde sahne aldınız?

15 yıldır projeler yapıyorum, fakat müziğimin oturması, ne istediğimi tam olarak keşfetmem oldukça zaman aldı. Son 6-7 yıldır istediğim müziği tam anlamıyla yapıyorum ve insanlar üzerindeki etkilerini de daha net görüyorum. Yani bana ait olan, tam anlamıyla hissedebildiğim şarkılar bizi daha da birleştirdi. Hal böyle olunca şehirlerde sesler yükselmeye başladı ve ülkemin birçok yerinden sahne teklifleri almaya başladım. 5 yıldır neredeyse haftanın her günü yollardayım, sanırım Türkiye’nin %80 şehrinde sahne aldım, yurtdışına da gidiyorum, hele gurbet buluşmaları o kadar tatlı ki. Ben nefesim yettiğince her yere her şehre, ülkeye gitmek yeni insanlara ulaşmak istiyorum. Canlı performansların keyfi çok büyük, daha bir dağılıyoruz o zamanlarda

-Arabesk deyince babalar akla gelir. Orhan baba, Müslüm baba, Ferdi baba gibi… Şimdi birde siz varsınız. Sevenlerinizle inanılmaz bir bağ kurdunuz. Sahneden canlı yayınlar yapıyorsunuz, sürekli iletişim halindesiniz. Onlar size nasıl hitap ediyorlar?

Bu isimlerle bir tutulmak mümkün değil benim için, kabulde edemem zaten 🙂 onlar yıllarını vermiş, çok büyük kitlelere sahip çok kıymetli büyüklerim, ama bende yolun başındayım diyebilirim. Gayret ediyorum güzel işler yapmaya, bunları da paylaşıyorum insanlarla, beğenenler, sevip kabul ediyor beni hayatına. Evet, benim çok tutkulu bir dinleyici kitlem var, çok sahiplenici, ne mutlu, hep güzel yakıştırmaları oluyor tabi, bizler daha başka bir nesile hitap ettiğimiz için aramızdaki bağ ve konumlandırma daha başka.

-Söylediğiniz şarkılarda bir meydan okuma, bir dik duruş, zaman zamanda bir isyan var. Neye isyanınız var? Sizi ne isyan ettirir?

Aslında bir şeye isyanım yok, ama mizacım çok yumuşak değil 🙂 dediğim gibi hissede hissede yapınca bir şeyi, ağzımdan daha dolu dolu çıkıyor. Şarkıların sözleri tetikliyor beni yani, e bende sanırım genetik olarak biraz duyguları yüksekte ve ortaya koymakta sakınca görmeden yaşayan bir ruha sahibim, bu da hayatımın her anına sirayet ediyor.

-Müzik severlerin yıllarca başka sanatçılardan dinlediği pek çok parçayı sizde söylediniz ve yorumunuz çok beğenildi. Neler söylemek istersiniz?

Şarkılar güzeldi, bende ruhumu kattım, değişik bir duygu hissettirdi ve sevdi insanlar. Çok başkalaştırmadan ama farklı ruhta olunca yer buldu bence insanların yüreğinde. Bir de Cevher’ den dinleyelim diye bir durum var artık, mesela insanlar bana şarkı önerilerinde bulunuyor “Lütfen bunu bir söyle” diye, belli ki birde benden duymak istiyorlar, bende yaptığım Cover projelerde bu şarkılara, tabi mümkün oldukça yer veriyorum. Çünkü; canının her istediği şarkıyı öyle alıp okuyamıyorsun, telifleri var bir ön çalışma gerektiriyor, stüdyo aşaması vs. yani çok kolay değil her şarkıyı okuyabilmek, ama bana harika ve gerçektende tam benlik önerileri var dinleyicimin, iyi tanıyorlar beni, bende onlara kulak veriyorum ve mümkün olan her şarkıyı seslendiriyorum.

-En büyük hayaliniz nedir? Hayallerinizi gerçekleştirebildiniz mi?

Ben hayal kurmayı beceremiyorum pek, her daim gerçekçi ve ayakları fazlasıyla yere basmayı seven bir yapım var ondan herhalde, hayal kurmak çoook güzel bir şey ben hayal kuramıyorum ama planlarım var elbette 🙂 Büyük konserler olacak hayatımda, Harbiye gibi, Avrupa turneleri gibi, dünyayı gezmek istiyorum, kendime doğanın içinde bir köy evi yapma isteğim var, torunlarla hoplayıp zıpladığımız bir tonton nine zamanları…

-Kariyerinizin dönüm noktası nedir?

-Sanatçılar albüm çıkartmaya neden olumsuz bakıyorlar?

Çünkü çok hızlı tüketilen bir dünyadayız, çok emek vererek yapılan işlerin yerini bulamaması ya da hızlıca tüketilip bir kenara atılması bizi demoralize ediyor. Şarkıları tekli şeklinde çıkarmak hem etkileşimin takibi için hem de demlene demlene yerini bulmasını sağlamak için güzel bir yol.

-Pandemi süreci müzik sektörünü nasıl etkiledi? Siz bu süreci nasıl geçirdiniz?

Ben pandemide bol bol yazdım, her şeye o kadar fazlasıyla vakit vardı ki, doyasıya sohbetler ettim, uyumam gereken süreye nihayet kavuştum, daha sağlıklı beslendim, spora vakit ayırabildim. Ruhumuda, bedenimide iyice bir dinlendirdim yani. Yazdığım şarkıları hazırlıyorum şimdi, ilki “ Der Gibi” şu an yayında ve çok güzel tepkiler aldı, sırada diğerleri var…Bir yandan da yine coverladığım inanılmaz güzel hemde en ağırından arabeskler var, bir düet projesi var. Şükür ki müzik hayatımın her anında, hastalıkta sağlıkta derler ya; şifa

-Hayatınızda değiştirmek istediğimiz neler var?

Değişmek demeyelim de, şekillendirmek istediğim bazı şeyler var tabi. Hep aynı kalmak mümkün değil,  doğruda bulmuyorum, müziğimin içinde denemeler yapıyorum, kıyafetlerim değişiyor, repertuarım değişiyor, ben gelişiyorum değişiyorum. Dünyaya bakışım değişiyor, hayat görüşüm yani, büyüyorum, farklı pencerelere geçebiliyorum artık. Hayat bir döngü yani, değiştirmek istediğim demeyelim de, değişen ve gelişen çok şey oluyor olmalıda

-Sahne hayatınız ile dışarıda ki hayatınız arasında bir fark var mı?

Var elbette, ben tam bir iş koliğim ve işimde ciddiyeti severim. Ama günlük yaşamımda daha keyif ve katı sayılabilirim.

-Sosyal aktiviteleriniz nelerdir?

Çok bir sosyal hayatım yok desem inanır mısınız, zaten öyle bir vakitte yok.

Ben biraz evciyim, kendi kendime de çok eğleniyorum, kendimle sohbetlerim eşsiz. Fırsat buldukça bir deniz kenarında en azından bir çay içmek, kitabımı orda okumak, doğa yürüyüşleri, arada 1-2 günlük kaçamaklar yapabilmek yetiyor açıkçası. Oğlumla vakit geçirmeyi, özellikle film izlemeyi çok seviyoruz, evde sohbetler bizim en sevdiklerimizden, dostlarımızı evde ağırlamak daha hoş geliyor bize. Bir şeyler tasarlamayı ikimizde çok seviyoruz, keselim biçelim boyayalım falan el becerili işlere bayılıyoruz, şehrin kalabalığını stresini yaşamaktansa kendimize böyle şeyler oluşturarak evde sosyalleşmeyi, ama tabi arada doğaya karışmayı çok seviyoruz. Sakin ve huzurlu bi yaşam, az sayıda ama gerçek insanlarla kurduğum bu dünya, benim için en güzel sosyallik

 –Ülkemizde müzik neden magazinleştiriliyor?

İnsanımız magazini de seviyor çünkü, tüm dünya insanı seviyor aslında bunu. Sevdiğin ve takip ettiğin bir insanın hayatının diğer alanlarını da öğrenmek istiyorlar bence, örnek alıyorlar, feyz alıyorlar, bunun içinde o yaşamları gösteren bir alan lazım. Magazin bunun için var bence, ha ben pek sevmiyorum, insanlara zaten göstermek istediğim kadarıyla kendimden kesitleri, sosyal medya hesaplarımdan paylaşıyorum, bence yeterlide oluyor

-Moda danışmanınız var mı? Giyim konusunda nelere dikkat ediyorsunuz?

Müzik projelerimde elbette çalıştığım insanlar oluyor, ama ben genelde kendim tasarlayıp diktiriyorum kıyafetlerimi. Zaten rahat şıklık esas olduğu için, kendim daha doğru ve kolay karar verebiliyorum.

-Yeni şarkınız ‘Der Gibi’ nin hikâyesinden bahsedebilir misiniz?          

‘ Der Gibi’ bencilce sevenler için yüreğimden kopan bir feryat aslında. Ben mesleğim icabı çok yerde çok insan görüp çok hikâyeye şahit olduğum için, şarkılarımda aslında herkesten hikâyeler oluyor. Son yıllarda en çok dikkatimi çekense, sevginin değiştirdiği boyut. İnsanlar lütfetmiş gibi seviyor, bence sevgi; duygunun en saf halidir, hesapsız ve emek vericidir. Bunu pek göremiyorum insanların kalbinde ve evet içinde tatlı bir isyanla yazdığım şarkıdır ‘Der Gibi…’

-Karadeniz bölgesinde de çok seviliyorsunuz, onlara neler söylemek istersiniz?

Çünkü bende onları çok seviyorummm, e Karadeniz kızıyım, kültürümüz benziyor haliyle. Halimi tavrımı benimsiyorlar o yüzden bence 🙂

KISA KISA

-Sanatçı olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

İç mimar olurdum kesin

-En nefret ettiğiniz şey nedir?

Saygısızlık

-Uğurlu sayınız?

8

-Hangi Renk?

Mavi

-Kıskançlık- Ego var mı?

Hiç kıskançlık, yeteri kadar ego

-En son izlediğiniz film-dizi?

7. Koğuştaki Mucize

-En son gittiğiniz konser?

Yıldız Tilbe Harbiye

-En son okuduğunuz kitap

Şu elimde okuyorum, Piraye – Seyir

-Sizin için aşk?

Öfke- sevgi-ihtiras-ego-şefkat ve şehvet hepsi bir arada olan yüksek bir duygu hali

reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.