

Son yıllarda hızla gelişen yapay zekâ teknolojileri, yalnızca gündelik yaşamı değil, ruh sağlığı alanını da etkilemeye başladı. Özellikle pandemi sonrası artan kaygı, depresyon ve yalnızlık hissiyle baş etmek isteyen birçok birey, geleneksel terapi yerine yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarına yöneliyor. Ancak uzmanlar bu eğilimin son derece riskli olduğunu söylüyor: “Yapay zekâ, terapi sürecinin yerini alamaz.”
Terapi, Bir Diyalogdan Fazlasıdır
Bloom Psikoloji Merkezi’nden Psikolog Dr. Fatma Kayım’a göre, terapi yalnızca soru-cevaplardan ibaret bir süreç değildir. Dr. Kayım, terapiyi şöyle tanımlıyor:
“Profesyonel terapi; danışanın kendini yargılanmadan, güvenli bir alanda ifade edebildiği, geçmiş deneyimlerin, kişilik yapısının, sözel ve sözel olmayan tüm ipuçlarının dikkate alındığı bir iyileşme sürecidir. Her bireyin ihtiyaçları farklıdır, bu nedenle her terapi süreci kişiye özel olarak yapılandırılır.”
Bu derinlikli yaklaşımın, yapay zekâ tarafından sağlanmasının mümkün olmadığını vurgulayan Dr. Kayım, şu sözlere dikkat çekiyor:
“Yapay zekâ, ‘Sana tam anlamıyla bir terapist olamam’ diyerek aslında kendi sınırlarını itiraf ediyor. Terapi; yüz yüze ya da profesyonel kontrol altında yürütülmesi gereken, güven ve empati temelli bir süreçtir.”
Empati Kuramaz, Derinlik Sunamaz
Uzmanlara göre yapay zekâ, sınırlı veri kümeleri üzerinden işlem yapar ve “insan deneyimini” anlamak için gerekli olan empati becerisine sahip değildir. Gelişmiş algoritmalar belirli semptomlara dayalı öneriler sunabilir; ancak psikolojik değerlendirme çok daha geniş bir perspektif gerektirir. Örneğin; bir bireyde hem depresyon hem de travma sonrası stres bozukluğu olabilir. Bu gibi eş tanılar, yüzeysel analizlerle tespit edilemez.
Damgalanma Korkusu ve Kolay Erişim Tuzağı
Araştırmalara göre birçok birey, terapiste gitmek yerine yapay zekâya yöneliyor çünkü damgalanma korkusu yaşıyor. Toplumdaki “psikolojik destek alma” konusundaki önyargılar, kişileri gizli, anonim ve kolay erişilebilir bir çözüm olan yapay zekâ araçlarına itiyor. Ancak bu tercih, uzun vadede bireyin ruh sağlığına zarar verebilecek yanlış yönlendirmelere yol açabiliyor.
Dr. Kayım, bu konuda da net uyarılarda bulunuyor:
“Yapay zekâ, kısa süreli bir rahatlama sunabilir ancak kalıcı çözüm sağlamaz. Üstelik yanlış tanı ya da öneriler, bireyin durumunu daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle ruhsal sorunlarla mücadele eden kişilerin mutlaka lisanslı bir uzmandan profesyonel destek alması gerekir.”
Yapay Zekâ Bir Araçtır, Uzman Yerine Geçemez
Yapay zekâ hayatımızın pek çok alanında kolaylık sunuyor olabilir. Ancak ruh sağlığı, algoritmalara bırakılamayacak kadar hassas ve insan odaklı bir alandır. Terapi, sadece konuşmak değil; görülmek, duyulmak ve anlaşılmaktır. Ve bunu sağlamak, yalnızca eğitimli bir uzmanla mümkündür.


