

Futbol bazen tabelada yazan skor değildir. Bazen bir şehrin kalbine dokunmak, bir çocuğun yüzünde tebessüm olmak, bazen de hiç bitmesini istemediğiniz bir hikâyenin yarım kalışıdır.
Thomas Reis için Samsun macerası tam da böyle bir hikâye… Transfer yasağıyla başlayan zorlu bir yolculuğu, Avrupa hayaliyle süsleyen bir teknik adamın hikâyesi. Ancak bu hikâye, sahadaki başarıya rağmen beklenmedik bir vedayla noktalandı.
O, sadece bir teknik direktör değildi. Sokakta mısır ikram edilen, çocuklarla vakit geçiren, tribünlerin sevgilisi olan bir “şehir insanıydı.” Almanya’dan Karadeniz’e uzanan bu yolculukta Reis, yalnızca bir takım kurmadı; bir bağ inşa etti.
Karadeniz Life Plus’a konuşan Reis; görevden ayrılış sürecini, Türk futbolunun yapısal sorunlarını, Samsun halkıyla kurduğu duygusal bağı ve yarım kalan hedeflerini tüm açıklığıyla anlattı.
Bu röportaj, bir teknik adamın değil…
Bir şehrin hafızasında iz bırakan adamın hikâyesidir.

Samsunspor serüveniniz tam olarak nasıl başladı? Sizi Karadeniz’in bu köklü kulübüne gelmeye ikna eden en önemli faktör neydi?
Thomas Reis: Macera, Fuat Çapa’nın menajerinden gelen bir telefonla başladı. Markus Gisdol’un kulüpten ayrılacağı ve pozisyonun boşalacağı söylendi. Oldukça hızlı bir şekilde buluştuk. Felsefemi anlattım ve ardından, ligde kalmayı başarmış bir takımla transfer yasağı altındaki o heyecan verici görev başladı. Evet, sonuç olarak kendimi ilk kez yurt dışında kanıtlamak [istemiştim].”
Samsunspor’u yıllar sonra Avrupa sıralamasına (Konferans Ligi) taşımışken yaşanan bu ayrılık, profesyonel kariyerinizde “yarım kalmış bir başarı hikayesi” hissi uyandırıyor mu?
Thomas Reis: Tabii ki sezonun ortasında, özellikle de Samsunspor projesini bitiremeden görevden alınmak pek hoş olmadı. Planım bu değildi; özellikle play-off’lardan hemen önce ki takımla gayet iyi çalıştığımızı düşünüyordum, görevden ayrılmak hoş değildi ancak bunu kabul etmek zorundasınız. Yine de bu, yarım kalmış bir iş gibi hissettiriyor.
Bütçe disiplini ile yönetimin yüksek beklentileri arasındaki makasın açılması mı ayrılığın ana nedeniydi? Bu “gerçekçi hedefler” çatışmasını nasıl yönetiniz?
Thomas Reis: Görüşler biraz farklı olduğunda bu her zaman o kadar kolay olmuyor ancak yine de bir kırgınlık yok. Geleceğimin nasıl görüneceğine karar vermiştim ve bu açıdan kulüp hakkında tek bir kötü söz bile söylemem. Çünkü kulübün bir geleneği var ve Başkan Yüksel Yıldırım tarafından bana bu alanlara girme fırsatı verildi.
Bild röportajında şehirle çok güçlü bir bağ kurduğunuzu belirttiniz. Samsun’un o kendine has enerjisi ve Karadeniz insanının tutkusu, Almanya’daki futbol atmosferinden hangi yönleriyle ayrılıyor?
Thomas Reis: Bu soruya cevap vermek o kadar kolay değil çünkü Almanya’da tabii ki çok büyük bir coşku var. Çeşitli nedenlerle stadın her zaman dolu olmaması her zaman çok üzücüydü; bence Almanya’da bu durum çok daha farklı. Yine de insanlar bana çok büyük bir saygı ve takdir gösterdiler. Samsun’da kendimi inanılmaz derecede iyi hissettim ve her şeyi olumlu bir anı olarak saklayacağım ancak Almanya ile bir kıyaslama yapmak gerçekten çok zor.
Samsun’un dışındaki bir yurtta kalan çocuklarla kurduğunuz bağ bizi çok etkiledi. Bir teknik direktörün saha dışındaki en büyük sorumluluğu “topluma dokunmak” mıdır? O çocuklarla geçirdiğiniz vakitlerden aklınızda kalan en özel an neydi?
Thomas Reis: Samsun’dayken ‘sosyal sorumluluk projelerinden’ bilinçli olarak pek bahsetmedim çünkü bu benim için bir gereklilik ve medyanın sürekli gündeminde olması gereken bir şey değil. Bunu kendim istediğim için yapıyorum, bana kendimi çok iyi hissettiriyor ve biraz olsun karşılık vermek istedim. Bir antrenör olarak, bazen görevden alınsanız bile, hayatta çok daha önemli şeyler var; çocukların yüzünde biraz tebessüm oluşturmak benim için bir ihtiyaçtı. Bu her zaman finansal meselelerle ilgili değil, onlara sadece vakit ayırmakla da ilgili. Belki iki-üç saatliğine onlara görüldüklerini hissettirmek, birlikte voleybol oynamak veya başka aktiviteler yapmak gibi. İyi bir hayatım olduğu için bu imkana sahibim ve bunu gelecekteki duraklarımda da sürdürmeyi çok isterim.
“Başarıya rağmen gönderilmek” Türk futbolunun bir klasiği haline geldi. Sizce Türkiye’de bir projenin kök salması için sistemde neyin değişmesi gerekiyor?
Thomas Reis: Neyi değiştirmem gerektiğini söylemek zor. Ben görevden alınmadan önceki 20 ay içinde Süper Lig’de sanırım 35 veya 37 teknik direktör ayrılığı yaşandı. Bir teknik direktör için böyle bir ortamda sürdürülebilir bir yapı kurmak, belki de zamanın çok kısıtlı olması nedeniyle bir veya birkaç genç oyuncuyu takıma entegre etmek elbette çok zor. Orada biraz daha sabırlı olunmalı ancak müsamahanın çok az olduğunu gördüm. Bununla yaşamak zorundasınız ama sürdürülebilir bir yapılanma mümkün olmadığında da şikayet etmemek gerekir.
Statlardaki o coşkulu milli marş seremonileri sırasında neler hissettiniz? Türkçe öğrenme çabanız taraftarlar arasında büyük saygı uyandırmıştı; bu bir saygı duruşu muydu yoksa aidiyet hissi mi?
Thomas Reis: Tüm kulüp rekabetlerine rağmen, milli marş ve milli gururun Türk insanı için en ön planda olduğunu, sergilenen bu birlikteliği görmek gerçekten harikaydı. Bu anların bir parçası olabilmek benim için her zaman büyük bir mutluluktu. Ayrıca Türkçe öğrenmeye de başlamak istedim çünkü yurt dışında, özellikle de Türkiye’de çalışıyorsanız, oraya uyum sağladığınızı göstermenin bir saygı göstergesi olduğunu düşünüyorum; en azından benim anlayışım bu yönde. Maalesef bu süreç kısa sürdü, bakalım gelecekte buna hangi diller eklenecek.
Sosyal medyada binlerce taraftar bu ayrılığa tepki gösterdi ve size destek verdi. Bu kadar kısa sürede bir şehrin sevgilisi olmayı neye bağlıyorsunuz?
Thomas Reis: bence genel tarzım Samsun’a çok iyi uyum sağladı çünkü ben çok açık bir insanım. Futbol antrenörlüğünü bir meslek olarak görüyorum; her ne kadar göz önünde olsa da benim için normal bir iş bu. İnsanlarla sohbet etmekten ve onlarla iç içe olmaktan keyif alıyorum. Görevden ayrıldıktan sonra havalimanında bu şekilde uğurlanmak elbette çok güzel bir jestti. Bu anlar kesinlikle hafızamda kalacak.
Türkiye’deki “Üç Büyükler” hakkındaki yorumunuz dikkat çekiciydi. Gelecekte Türkiye’ye dönerken kriteriniz sadece “büyük kulüp” olması mı yoksa “Samsun gibi huzurlu bir yapı” mı olur?
Thomas Reis: hayır, her şeyden önce bir saygı unsurundan bahsettim. Türkiye’deki rekabetin ne kadar büyük olduğunu biliyorum, yine de gereken saygıya sahip olunması gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden o üç takımdan (Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray) bahsettim; çünkü onlar Almanya’da da en çok tanınan kulüpler. Bu sebeple ‘asla asla deme’ dedim. Türkiye’yi seçeneklerimin dışına itmedim; şartların uyması ve geleceğim için doğru olması gerekiyor. Dediğim gibi, burada harika bir 20 ay geçirdim, bu yüzden neden bir gün Türkiye’ye geri dönmeyeyim ki
Karadenizli genç yeteneklerin Avrupa seviyesine çıkması için sizce eksik olan parça nedir?
Thamas Reis: bu da pek kolay bir konu değil. İlk yılımda da genç futbolundaki yapısal sorunları vurgulamıştım. Çok uzun yolculuklar, bitmek bilmeyen otobüs yolculukları vardı. İkinci sezonda bu biraz değiştirildi ki çocuklar antrenman sahasında daha fazla vakit geçirebilsinler. Gençlerin sıkı bir eğitimden geçmeleri gerekiyor, her şey her zaman onlara hazır sunulmamalı. Profesyonel olmanın bu kadar kolay olduğu algısı oluşmamalı. Türkiye’deki neredeyse tüm kulüplerin yabancı oyuncularla çalışması işleri zorlaştırsa da hala çok önemli yetenekler var. Bence genç oyuncuların hırsı her zaman ön planda olmalı; yetenek tek başına yetmez ama hırsla çok büyük işler başarabilirsiniz
Sokaktaki mısır ikramı gibi samimi anlar yaşadınız. Samsun’da yaşadığınız, unutamadığınız bir “karşılıksız misafirperverlik” hikayesi daha var mı?
Thomas Reis: dediğim gibi, fotoğraf veya imza istendiğinde bile bunun her zaman çok nazik bir şekilde yapıldığı pek çok durum ve anı oldu. Eşim de ziyarete geldiğinde kendisini burada inanılmaz derecede rahat hissetti; orada da bize karşı müthiş bir yardımseverlik vardı. Bu bizi çok etkiledi ve bunu kesinlikle sevgiyle hatırlayacağız
Ayrılık haberini aldığınızda oyuncularınızın size tepkisi ne oldu? Aralarında hala görüştükleriniz var mı?
Thomas Reis: futbolda antrenör değişikliklerinin yaşandığı durumların ortaya çıkması normaldir. Takımla her zamanki gibi vedalaştım, her bir oyuncuya ve özellikle geri planda kalanlara tek tek şans diledim; çünkü bir antrenör değişikliği, önceki antrenör döneminde süre bulamayan oyuncular için yeniden başlamak adına büyük bir fırsat olabilir. Bunun dışında maç sonuçlarını takip ediyorum, sakatlık yaşanmamasını umuyorum. Bu süreçte baba olan oyuncular da oldu; onlara tebessüm ettiren mesajlar gönderdim. Görevden ayrıldığım gün kaptanım ve birkaç oyuncu yanımdaydı; bu da aslında takımla ne kadar değerli ve iyi bir ilişkim olduğunu son ana kadar gösterdi.
Yerine gelen meslektaşınız Thorsten Fink de bir Alman. Ona Samsun ve kulüp dinamikleri hakkında verebileceğiniz en önemli “hayatta kalma” tavsiyesi ne olurdu?
Thomas Reis: Evet, Thorsten Fink ile yeniden bir Alman teknik direktör göreve getirildi. Samsunspor’un son iki teknik direktörü Gisdol ve benimle iyi bir deneyim yaşadığını düşünüyorum. Thorsten tecrübeli bir isim, benden tavsiye almasına gerek yok. Eğer bir gün telefonla görüşmek isterse her zaman hazırım ancak kendisi yeterince deneyimli; Markus Gisdol’un başlattığı ve benim devam ettirdiğim bu yolu o da sürdürecektir. Kendisine başarılar diliyorum.”
Türkiye’de bu kadar kısa süre görev yapıp havalimanından taraftarların omuzlarında, gözyaşlarıyla uğurlanan çok az teknik direktör vardır. O anki duygusal atmosferi bize nasıl tarif edersiniz? Uçak havalanırken pencereden şehre baktığınızda aklınızdan neler geçiyordu?
Thomas Reis: Evet, bu gerçekten çok özel bir andı. Sanırım özellikle Türkiye’de bir teknik direktör görevden alındığında, herkesin havalimanında toplanıp ona takdirini göstermesi ve teşekkür etmesi pek rastlanan bir durum değil. Bu benim için de çok duygusaldı; birlikte neler başardığımızı orada bir kez daha gördüm. Benim için çok özel bir şeydi ve sadece sportif olarak başarılı olduğumuzu değil, aynı zamanda insanlarla da yakın bir bağ kurduğumuzu gösterdi. Bu durum beni inanılmaz derecede gururlandırıyor.
Samsun halkı ve Karadeniz Life okurları için kalbinizde sakladığınız son bir cümle var mı?
Thomas Reis: Her şeyden önce herkese hayatının devamında en iyi dileklerimi sunuyorum; umarım hayatlarında güneş her zaman parlar. Kulübü desteklemeye devam etmelerini diliyorum çünkü kulübün buna ihtiyacı var. Samsunspor son üç yılda harika bir gelişim gösterdi. Gelecekte bir gün belki yeniden şahsen Samsun’a gelebilirim, bunu zaman gösterecek ama dediğim gibi, sağlık her şeyden önemli. Samsunspor’u desteklemeye devam edin çünkü bu şehrin Samsunspor’a, Samsunspor’un da Türkiye’de başarılı olmaya devam etmek için taraftarlarına ihtiyacı var.



